“Fon vurgunu 7 milyon aileyi etkiledi. Çay üreticisinin 100, fındık üreticisinin 50 yıllık kazancı gitti”
“Bütçedeki en büyük bakanlık Faiz Bakanlığı”
“Türkiye Cumhuriyeti’nin varlıkları gözümüzün önünde eriyor”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon dolandırıcılığından 7 milyon hanenin etkilendiğini vurgunun 100 milyar olduğu söylenen faturasının çay üreticilerinin 100, fındık üreticilerinin de 50 yıllık gelirine eşit olduğunu söyledi. Babacan, 2027 bütçesinde önceliğin faize verildiğini işaret ederken, “Bütçedeki en büyük bakanlık Faiz Bakanlığı” tespitinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014 yılında söylediği, “Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır” sözlerinin yer aldığı videoyu Meclis’te izleten Ali Babacan, “Sayın Erdoğan, siz bir koyunu değil, koskoca bir sürüyü kaptırdınız.” dedi.
Babacan, Erdoğan’a listeyi açıklaması ve TBMM’de komisyon kurulması çağrısını yineledi.
Yeni Yol’un haftalık Meclis grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’ye sunulan 2027 Bütçesi ile fon yolsuzluğu ve Mekke anlaşması konularında önemli mesajlar verdi.
“Bütçedeki en büyük bakanlık şu anda artık Faiz Bakanlığı”
Meclis’e sunulan 2027 bütçesinin yanlış ekonomi politikasının faturasının kime kesildiğini apaçık gösteren bir belge olduğuna işaret eden Ali Babacan, hükümetin önceliğinin faiz olduğunu vurguladı. Babacan, “Bütçede öncelik üretim değil, bütçede öncelik alın teri değil, bütçede öncelik faiz. 2027 yılında faize ödenecek para tam 3 trilyon 975 milyar lira. Bakın daha bu yılın başında ödenek olarak koyulacak rakam. Geçen sene biliyorsunuz 2026 bütçesine 2 trilyon 700 küsur koydular. Yetmedi 2 trilyon 800’ün üzerinde bitecek bu yıl. Bu muhtemelen ya adı 4 trilyon olmasın diye 3 trilyon 975 yazılmış. Hani etiketlerde yazar ya 9 lira 75 kuruş der, 10 lira dememek için. Böyle bir bütçe. Biz yuvarlayarak söyleyelim. Neredeyse 4 trilyon lira. Bütçedeki en büyük bakanlık şu anda artık Faiz Bakanlığı. Çünkü bütçeden en büyük payı alan o.” diye konuştu.
“Faiz yüzde 41 artacaksa emekli ve asgari ücrette yüzde 41 artacak mı?”
2027 bütçesinde faiz ödeneğinin yüzde 41 artacağını, beklenen enflasyonun ise yüzde 21 olarak açıklandığını hatırlatan Ali Babacan, şöyle devam etti: “Enflasyonun tam 2 katı bir artış var faiz ödeneğinde. Enflasyonun yüzde 21 beklendiği bir yılda faiz geliri olanlar, devletin hazinesine borç verip de oradan faiz geliri olanların geliri tam yüzde 41 artacak. Bütçe onu söylüyor. ‘Paran varsa faize yatırırsan, senin 2027’deki gelirin yüzde 41 artacak’ diyor. Buradan soruyorum. Emeklinin maaşını siz yüzde 41 artıracak mısınız gelecek yıl? Asgari ücrete yüzde 41 zam verecek misiniz? Çiftçimizin geliri yüzde 41 artacak mı? Esnafımızın kazancı, vatandaşlarımızın alım gücü yüzde 41 artacak mı? Ama biliyoruz ki mesele asgari ücretse ne diyorlar? Beklenen enflasyon diyorlar. Karşınıza yüzde 21’lik bir asgari ücret artışı gelirse yıl sonunda hiç şaşırmayın. Bütçenin diğer kalemlerinde de böyle bir artış yok. Yüzde 41 artış sadece faizde var. Demek ki faiz kazananların ülkenin toplam gelirinden aldıkları pay artacak. Demek ki faiz kazananların ülkenin toplam servetinden aldığı pay artacak. Bu bütçe Türkiye’deki büyük bir gelir ve servet transferinin resmidir. Çok büyük bir gelir ve servet transferi yapıldı, yapılıyor ve bu transfer fakirden zengine yapılıyor. Yoksuldan alıp varlıklı olana bir transfer. İktidar ‘Bu faizi ödeyeceğim’ diyor, değil mi? Bütçeye getirdi. Peki bu parayı nereden bulacak? Faize ödediği parayı nasıl bulacak? Ya topladığı vergilerden bunu ödeyecek ya da gidecek daha fazla borçlanıp bu faizi ödeyecek. Sonunda bu faizin bedelini emeklimiz ödeyecek, işçimiz ödeyecek, esnafımız ödeyecek, çiftçimiz ödeyecek. Bunlar Türkiye Yüzyılı’nın daha başında Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödeyen iktidar olarak tarihe geçtiler. Yazık, gerçekten çok yazık.”
Babacan, Şimşek’e sordu: “10 ay boyunca sizin elinizi kolunuzu kim tuttu?”
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, TBMM’de yaptığı grup konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fonlara ilişkin sözlerinin yer aldığı videoları gösterdi.
Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihindeki, “Özellikle bazı fonlar üzerinden bu manipülasyonların da yapıldığını da biliyoruz” sözlerinin yer aldığı videoyu izleten Babacan şunları söyledi: “Belli ki bu dolandırıcılık hadisesinden haberi varmış. Buradan kendisine tekrar soruyorum. Tam 10 ay boyunca... Hadi bu konuşma yapılıyor ya, varsayalım o gün duydu. Tam 10 ay boyunca sizin elinizi kolunuzu kim tuttu? Cumhurbaşkanı’na bu dolandırıcılık meselesiyle ilgili bilgi verdiniz mi? Haberi var mıydı, yok muydu? Geçen hafta da sordum. Hâlâ cevap yok. Veremiyorlar. Veremeyecekler de bunun cevabını. Çünkü sorun çok basit. Dürüstçe açıklayın. Her hafta siz kabine toplantısında beraber olmuyor musunuz? MYK’daki genel başkan yardımcılarıyla her hafta beraber olmuyorlar mı? Cumhurbaşkanı’na haber verdiniz mi, vermediniz mi? Eğer Cumhurbaşkanı’nın haberi olduysa ve buna rağmen bütün bunlar yaşandıysa, durum gerçekten çok vahim. Eğer haberi olmadıysa durum daha da vahim. Ama... Bunu biliyorlar. Onun için bu sorunun cevabını veremiyorlar.”
Böyle devlet yönetimi mi olur? Bunlar, “Bana dokunan yanar” diyorlar
Babacan’ın izlettiği 11 Aralık 2025 tarihli diğer videoda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, “Bu noktada da bazı spekülatif haberler, algılar oluşturulmaya çalışılıyor. Bunlar doğru değil” sözleri yer alıyor. Babacan, bu sözleri dinlettikten sonra da şunları söyledi: “Bu iki konuşma 5 hafta arayla yapılmış. Aradaki çelişkiyi görüyorsunuz değil mi? Millet hangisine inanacak? Böyle devlet mi yönetilir? Böyle ekonomi yönetimi mi olur? Bakın, başkanlık sistemiyle beraber tüm yetki tek kişide toplandı değil mi? Bakanların yetkisi de sorumluluğu da kalmadı artık. O kadar çok duyuyoruz ki insanlar şunu diyor: ‘Falanca bakana gittim, “Benim yetkim yok, kusura bakmayın, Külliye’ye git” diye bize adres gösteriyor bakanlar.’ Öte yandan da sistemin boşluklarında at koşturup ‘Arkamda cumhurbaşkanı var’ havasını oluşturan, o gücü devşiren nice üçkâğıtçı insanları çarpıp çarpıp geçiyor. Bunlar hukuk tanımıyorlar. Bunlar devletin kurumlarını felç ediyorlar. Bunlar ‘Bana dokunamazsın, arkam sağlam, bana dokunan yanar’ diyorlar.”
“Türkiye Cumhuriyeti’nin varlıkları gözümüzün önünde eriyor”
Fon dolandırıcılığının ardından iktidara yaptıkları önerileri hatırlatan Babacan şunları söyledi: “Bu fon dolandırıcılığı ortaya çıktığından bu yana iktidarın neler yapması gerektiğiyle ilgili pek çok tavsiyelerde bulunduk. 1 milyon lira eşiği oluşturun dedik, yaptılar. TMSF’ye yetki verin dedik, yaptılar. Anaparayı enflasyonla güncelleyin dedik, yaptılar. Ancak görüyoruz ki taşıma suyla değirmen dönmüyor. İlgili kuruluşların yöneticilerini derhal görevden alın dedik. Ancak süreç haftalar sonra ve tek tek istifalarla yürüyor şu anda. Bu işin patladığı gece derhal hepsi görevden alınmalıydı. Yok istifaymış, yok emekliliğini istemekmiş. Bu nedir Allah aşkına? Bakın, sermaye piyasalarıyla ilgili alınacak karar değil böyle haftalarca geciktirmek. Bir gün, bir saat, bir dakika geciktirin, o yanlışı bir daha telafi edemezsiniz. O kaybın yerine koyamazsınız. Bunlarla kaybedecek zaman yok. Anlamıyorlar. Dün demiş ki, ‘Biz kendi takvimimizi kendimiz belirleriz.’ Koydunuz takvim, ortada. Ne oldu? Sürekli eriyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlıkları gözümüzün önünde her Allah’ın günü eriyor. Bütün şirketlerimizin değeri eriyor.”
“Fon vurgunu çay üreticisinin 100, fındık üreticisinin 50 yıllık kazancı kadar”
Fon dolandırıcılığının 27 milyon hanenin yaşadığı Türkiye’de 7 milyon haneyi etkilediğini belirten DEVA Partisi lideri Ali Babacan, vurgunun ekonomik boyutunu çay ve fındık üreticileri üzerinden anlattı.
“Bu yılki çay rekoltesi, yaş çayda 1 milyon 400 bin ton. Alım fiyatı ne kadar? 35 lira. Çarptığınız zaman 49 milyar lira ediyor. 1 milyar dolar ediyor. Doğu Karadeniz’de çay üretilen bütün çiftçilerimizin bir yıllık alın terini, emeğini toplayıp satın 1 milyar dolar ediyor. Peki bu fon dolandırıcılığında toplam kayıp değer kaybı ne kadar ülkenin? 100 milyar dolar. Doğu Karadeniz’deki çay üreticilerimizin 100 yıllık alın terini toplayın. Bu dolandırıcılar bir çırpıda 100 yıllık emeğe mal olacak kadar büyük bir zarar verdi memlekete. Bir başka örnek fındık. Bunu pancardan da yaparız, buğdaydan da yaparız ama şöyle bir Doğu Karadeniz’den başlayalım dedik bu hafta. Bu yılki fındık rekoltesi 550 bin ton. Türkiye genelindeki ortalama alım fiyatı 185 lira gibi görünüyor. 550 bin tonu 185 lirayla çarptığımız zaman 100 milyar TL, 2 milyar dolar ediyor. Bir yılın toplam fındık hasılatı, Türkiye’nin toplam bütün fındık üreticilerimizin sattığı fındığın tamamının bedeli 2 milyar dolar. Fon krizinin şirket değerlerine maliyeti 100 milyar dolar. Tüm fındık üreticilerimizin 50 yıllık alın teri kadar ülkeye zararı oldu bu adamların. Görüyorsunuz değil mi? Memlekette helalinden kazananların döktüğü alın terine bir bakın. Bir de bu dolandırıcıların memlekete verdiği zarara bakın. Bir de hâlâ bu dolandırıcıları koruma, olayın üstünü kapatma çabasında olan iktidara bakın.”
“Ey iktidardakiler! Siz paramızı kime emanet etmişsiniz?”
Ali Babacan, Türk lirası banknotları üzerinde imzası olan ve fon yolsuzluğuna adları karışan üç Merkez Bankası başkan yardımcısına da değindi: “İçimiz yanıyor. Gerçekten bir zamanlar 6 sıfırı atıp bütün dünyanın en değerli, en itibarlı para birimlerinden birisi haline gelen Türk lirasının hâli ne? Ne yaptılar bunlar? Yerli paramızın, milli paramızın ne hale geldiğini bakın birkaç örnekle göstereceğim size. Bu paramızın üzerinde kimlerin imzası var bir bakın. 3 tane para göstereceğim. 3 imza göstereceğim. Bu imzaların hepsi Merkez Bankası başkan yardımcısı olmuş insanların imzası. Bu 3 kişi de Merkez Bankası başkan yardımcısı olmuş. Birincisi, Bankalararası Kart Merkezi’ne bir soruşturma yapılıyor. Ekim 2025’te tutuklanıyor. Kasım 2025’te ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye ediliyor. Paranın altına imza atmış. Bir başka başkan yardımcısı. Merkez Bankası’ndaki görevinden ayrıldıktan sonra Tera Finansal Yatırımlar Holding’de yöneticilik yapıyor. Eylül 2026’da fon piyasasındaki işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanıyor. Bir başka isim. Bir başka para. Başka bir başkan yardımcısı. Geçen hafta bir büyük hayat ve emeklilik sigortasının genel müdürlük görevinden istifa ediyor. Mal varlığına tedbir konuyor ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı getiriliyor. Görüyorsunuz değil mi? Bir ülkenin parası o ülkenin istikrarıdır. Bir ülkenin parası o ülkenin itibarıdır. Bir ülkenin parası o ülkenin egemenliğidir. Ey iktidardakiler! Siz paramızı kime emanet etmişsiniz? Nasıl bir kadro kurmuşsunuz etrafınıza? Kimlerle çalışmışsınız, kimlerle? Tek tek ortaya çıkıyor. Böyle bir şey olur mu? 200 lira ilk çıktığında piyasaya 134 dolar ediyordu. Şimdi 4 dolar. 134 dolardan inmiş değeri 4 dolara. Eğer bu kadar büyük bir değer kaybı varsa bu kifayetsiz, beceriksiz ve üstelik kötü niyetli kadrolar sonucudur. Başka bir şey değil. Sizin başlattığınız Türkiye Yüzyılı böyle mi? Paramızın durumunu gördünüz. Faiz ödemelerini gördünüz. Yüzyılın dolandırıcılığını gördünüz. Yazık, çok yazık.”
“Dolandırıcı parayı iade ettiğinde, hırsız çaldığını geri getirdiğinde suçu düşmez; bu düzen mafya türü organizasyonlarda olur”
Fon dolandırıcılığına ilişkin Meclis araştırma komisyonu önerisinin engellenmesini ve “parayı iade et” yaklaşımını eleştiren Babacan şunları ifade etti: “Devlet Denetleme Kurulu, yargı denetimi... Bunlar bağımsız çalışamıyor. Bu iş ancak bir Meclis denetimiyle açıklığa kavuşturulur dedik. ‘Gelin şu Meclis araştırma komisyonunu kuralım’ dedik. ‘Doğru hesaptan kaçmaz’ dedik. Israrla, inatla komisyonda engelliyorlar. Dediler ki: ‘Fazla kazandığını düşünüyorsan parayı şu hesaba iade et.’ Hâlâ dün aynı şeyi söylüyorlar. Eğer iade ederse muhtemelen bir şey olmaz, iade etmezse Adalet Bakanlığımız gereğini yapar. Hukuk devletinde bu olmaz. Dolandırıcı parayı iade ettiğinde, hırsız çaldığını geri getirdiğinde suçu düşmez. Bu düzen ancak mafya türü organizasyonlarda olur. Bir şey olur da aralarında bir anlaşmazlık, ‘Getir kardeşim şunu’ der, öbürü de mecburen getirir. Ama bu mafya düzeninde olur. Hukuk devleti düzeninde böyle bir şey olmaz.”
“Dolandırıcılık, yolsuzluk, vurgun oluyorsa bunun en önemli sebebi AK Partililerin AKP’lilere boğdurulmasıdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Ali Babacan, AK Parti tabanına da önemli bir mesaj vererek, “AK Parti, AKP’lilere boğduruluyor” dedi. Babacan şunları söyledi: “Ben buradan Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Allah aşkına çevrenizdekilere şöyle bir bakın. Etrafınızı öyle insanlarla donattınız ki... Bunlar fakir fukaranın, garip gurebanın derdinden anlamaz. Öyle bir kadro kurdunuz ki bunlar sizin bir zamanlar oturduğunuz fakir sofralarındaki o insanların hissiyatını kavrayamaz. Öyle insanlarla çalışıyorsunuz ki onlar AK Parti’nin kuruluş değerlerini hayata geçirmek için çoluk çocuğunun rızkından fedakârlık eden o samimi kardeşlerimizin ruh dünyasını hiç anlayamaz. Fakat unutmayın Sayın Erdoğan, bu tercih sizin tercihiniz. Sizi uyaran, bu tür insanlarla çalışmayın diyen nice dostunuzu tersleyen, reddeden sizdiniz zamanında. Bugün geldiğiniz noktaya göz göre göre geldiniz. Eğer bugün iktidarınız döneminde milyarlarca dolarlık dolandırıcılık, yolsuzluk, vurgun oluyorsa bunun en önemli sebebi AK Partililerin AKP’lilere boğdurulmasıdır.”
“Tezkeresiz iş yapmayın”
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin düşüncelerini söyleyen ve uyarılarda bulunan Ali Babacan, anlaşma metninin Meclis’e gelmeden önce uluslararası basına düşmesine, “Meclis’te görmüyoruz, uluslararası basında görüyoruz. Meclis’e geliyor, metin hâlen yok. Siz neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz?” sözleriyle tepki gösterdi. İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini ve anlaşma kapsamının genişletilmesi gerektiğini de kaydeden Ali Babacan, şu uyarılarda bulundu:
“Uluslararası basında çıkan metnin üzerinden ancak biz yorum yapabiliyoruz. Meclis’e geliyor ama hâlâ gizli. Kapağı ne zaman açılacak göreceğiz. Bakın, hâlâ bugün itibarıyla bu anlaşmanın hangi tehditlere karşı, hangi amaçlara ve nasıl uygulanacağının açıkça ortaya konmasını biz talep ediyoruz. Özellikle Türkiye’nin hangi şartlarda, kime, nasıl askeri yardım sağlayacağı, silahlı kuvvetlerimizin görevlendirmesinin nasıl kararlaştırılacağı, Meclis’in anayasal yetkilerinin nasıl kullanacağının önce açıkça ortaya konmasını istiyoruz. Ve bakın, anayasal gerekliliktir. Tezkeresiz sakın ha bir iş yapmaya çalışmayın diye bugünden iktidarı uyarıyorum. ‘Anlaşmayı getirmiştik, anlaşmanın satır aralarında zaten bir şeyler vardı.’ Öyle bir şey yok. Anlaşma yapılır, bir çerçeve oluşturur ama mesele Mehmetçiğimizin bir başka ülkede şöyle ya da böyle görev alması ise o ayrıca Meclis’e gelir, ayrıca değerlendirilir ve bunun kararını Yüce Meclis verir.”
“Yanlış mekânlara yapılan imar planları, imar aflarıyla legal hâle getirilen kaçak yapılar, denetimdeki boşluklar insan hayatına mal oluyor”
İstanbul ve çevre illerde yaşanan sel felaketine değinen Ali Babacan, şunları söyledi: “Bir gecede evini su basan, yılların emeğini kaybeden insanlarımız var. Sabah dükkânın kapısını açtığında bütün malını mülkünü sular altında bulan esnafımız var. Bu insanların her birinin bir hayatı, bir emeği, bir hikâyesi var. Bir ömür çalışıp biriktirdiklerini bir gecede kaybetmenin ne demek olduğunu hepimizin düşünmesi gerekiyor. Şimdi yapılması gereken belli. Zarar gören vatandaşlarımızın, esnafımızın yaralarını bir an önce sarmamız gerekiyor. Hiç kimse bu zor günlerde yalnız bırakılmamalıdır. Ancak her vesileyle dile getirmek zorundayız ki, hem merkezi hükümetin hem de belediyelerin bu işlerdeki sorumluluğu çok büyük. Şehirlerimizi afetlere hazır hâle getirmek, altyapıyı güçlendirmek, riskleri önceden tespit edip gerekli tedbirleri almak gerekir. Çünkü insanlarımızın canından, alın terinden daha kıymetli hiçbir şey yok. Yanlış mekânlara yapılan imar planları, imar aflarıyla legal hâle getirilen kaçak yapılar, denetimdeki boşluklar dönüyor, dolaşıyor, insan hayatına mal oluyor. Dikkat edin, her yerde aynı sorun var. İster İstanbul’daki sel olsun, ister fon dolandırıcılığı olsun, ister başka bir afet olsun. Kurallar uygulanmıyor, kurumlar gerekli denetimi yapmıyor. Az sayıda insan parasına para katıyor ve neticede olan masum vatandaşlarımıza oluyor.”