DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, yatırım fonlarında yaşanan ödeme güçlükleri, tasfiye kararları, temerrütler ve binlerce küçük yatırımcının karşı karşıya kaldığı likidite krizi üzerine sert açıklamalarda bulundu. Geçim sıkıntısı içindeki vatandaşın birikimini değerlendirmek isterken kendi parasını geri alamaz duruma gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Şahin, denetim mekanizmalarının işletilmemesine, Hazine ve Maliye yönetiminin hareketsizliğine ve sorumluların derhal hesap vermesi gerektiğine dikkat çekti.
"Denetim zafiyetinin de sorumluluğun da adresi bellidir"
Yatırım fonlarındaki krizin bir gecede ortaya çıkmadığını ve denetim eksikliğinin açık bir yönetim zafiyeti olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu ülke nereye gidiyor? Geçim sıkıntısı içinde olan vatandaş ay sonunu getiremiyor. Yıllarca çalışıp dişinden tırnağından artırarak bir miktar para biriktiren vatandaş ise parasını değerlendirmek için yatırım fonuna koyuyor, bu defa da kendi parasını geri alamıyor. İnsanlar parasıyla rezil oluyor. Halbuki vatandaş parasını merdiven altı bir yere de teslim etmedi. SPK’nın düzenleme ve denetimine, devletin resmi sistemi TEFAS’a güvenerek sisteme girdi. Şimdi fonlarda ödeme yapılamıyor, temerrüt yaşanıyor, soruşturmalar yürütülüyor, bir şirketin yönetim kurulu başkanı tutuklanıyor" dedi.
Ekonomi yönetiminin konuya ilişkin tutumunu da eleştiren Şahin, “Hazine ve Maliye’yi tek elde topladınız. Dolayısıyla burada denetim zafiyetinin de sorumluluğun da adresi bellidir. Sayın Mehmet Şimşek’in bu tabloya ve ortaya çıkan risklere en az 10 ay öncesinden vakıf olduğu belirtiliyor. Madem bu risklerden 10 ay önce haberdardınız, bugüne kadar neden tek bir adım atmadınız? Sorun büyüyüp binlerce yatırımcı mağdur olana kadar neden seyirci kaldınız?” ifadelerini kullandı.
"Güven sözle kurulmaz, vatandaş parasını istediğinde ulaşabiliyorsa güven vardır"
Masumiyet karinesine saygı duyulmakla birlikte kamusal denetim sorumluluğunun derhal sorgulanması gerektiğini ifade eden Şahin, “Elbette kimin suçlu olduğuna hukuk karar verecek. Masumiyet karinesi tartışma konusu değildir. Ama vatandaşın parasını korumakla yükümlü denetim mekanizmasının nasıl çalıştığını sormak için kimsenin mahkeme kararını beklemesine gerek yok. Bugün insanlara 'üç aya kadar bekleyeceksiniz' deniyor. Peki bu insanların hayatı üç ay duruyor mu? Yatırımcının kredisi, kirası, vergisi, çalışanının maaşı, sağlık ve eğitim giderleri bekliyor mu? Kendi parasına ulaşamayan küçük yatırımcı; temerrüt faizi, icra ve haciz riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bir kişinin yapamadığı ödeme, başka işletmelerin nakit akışını bozuyor ve zincirleme bir domino etkisi yaratıyor.
Yeter artık. Geçinemeyen vatandaş borçla ayakta kalmaya çalışıyor. Birikim yapabilen vatandaş da parasını değerlendirmek isterken günün sonunda kendi parasının peşine düşüyor. İnsanların emeğini, birikimini, geleceğini bu kadar sahipsiz bırakamazsınız. Sonra da çıkıp güven telkin etmeye çalışmayın. Güven sözle kurulmaz. Vatandaş parasını istediğinde parasına ulaşabiliyorsa, denetim zamanında yapılıyorsa, sorumluluk taşıyanlar görevini yapıyorsa güven vardır.” şeklinde konuştu.
"Fonlarda parası kalan insanlara laf değil, açık cevap verin"
Mağdur yatırımcıların haklarının derhal korunması ve somut adımlar atılması gerektiğini belirten Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fonlarda parası kalan insanlara laf değil, açık cevap verin. Paraları nerede, ne kadarı geri ödenecek, ne zaman ödenecek? Tasfiye için öngörülen üç aylık sürenin sonuna kadar beklenmemelidir. Fondaki nakit ve kısa sürede nakde çevrilebilecek varlıklar belirli aralıklarla yatırımcılara hemen dağıtılmalıdır. Kredi, maaş, vergi gibi acil ödeme yükümlülüğünü belgeleyen küçük yatırımcılar için derhal bir öncelikli ödeme veya avans sistemi hayata geçirilmelidir. İnsanlar parasına ulaşamazken yönetim ücreti ve gider kesintisi yapılması uygulamasına derhal son verilmelidir. İnsanları kendi parasıyla rezil eden bu tablonun bütün sorumluları ortaya çıkarılmalı, denetimde ihmali bulunanlardan hesap sorulmalı ve kamu kurumları küçük yatırımcının yanında açıkça saf tutmalıdır.”