DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda söz alarak, Ekim 2024’te Terörsüz Türkiye girişimiyle başlayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyon ve ortaklaşa yayımlanan raporla devam eden, son olarak da Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa Teklifi ile sürdürülen süreç hakkında İYİ Parti Grubu tarafından verilen araştırma önergesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Silahlı isyan veya terör örgütlerinin görüşmeler yoluyla feshi meşru mudur?
Önümüzdeki günlerde bu konuyu enine boyuna çokça değerlendireceklerini belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Bir girizgâh olması babında böyle bir girişimin meşruluk sorunu veya temellendirilmesi üzerine birkaç söz ifade etmek gerekiyor. Aslında sorulması gereken soru, kamu hukuku açısından da devletler hukuku açısından ve milletimize karşı sorumluluk açısından da şudur: Silahlı isyan ya da terör örgütlerinin görüşmeler yoluyla feshi, silahsızlandırılması veya sonlandırılması çabaları meşru mudur? Bu meşruluk meselesine kendi yakın tarihimizden örnekler vermeden önce, modern devletler döneminde, yani yaklaşık son iki yüz yılda ortaya çıkan bir gerçeği tespit etmek gerekir. Herhangi bir ülke içi çatışma, isyan ya da terör örgütü modern bir ulus devlete diz çöktürememiştir. Ancak aynı şekilde, hiçbir modern devlet de isyan eden veya teröre başvuran örgütleri son ferdine kadar etkisizleştirerek tamamen ortadan kaldıramamıştır. Çatışma çözümü tecrübesi ve akademik birikimi olarak adlandırılabilecek bu alanda, önümüzde Kolombiya, İspanya, Güney Afrika, Filipinler ve Endonezya’dan birçok örnek konuşacağız. Endonezya ve Filipinler örnekleri ise ayrıca dikkat çekicidir. Bunlardan birinde devletin, diğerinde ise isyancı örgütün İslam’la ilişkili olduğu görülmektedir. Avrupa, Amerika ve Afrika’dan örneklerin her biri de kendi koşulları içerisinde özel birer numunedir” ifadelerini kullandı.
1980’den bu yana en az 10 yasa çıkarıldı
Türkiye’nin yakın tarihindeki örneklere de işaret eden Ekmen, “Kendi tarihimize baktığımızda, 1920 ile 1938 yılları arasında birçok isyan girişiminin Ankara’dan, Meclis ya da hükûmet tarafından yapılan görüşmelerle sonlandırıldığını görüyoruz. Bunların en meşhuru, 28 Ağrı İsyanı sonrası çıkarılan yasadır. Daha sonra birtakım yasal muafiyetler sağlandığını da not etmemiz gerekiyor. İstiklal Mahkemesinin bütün kararlarının ise 1937’de, bütün sonuçlarıyla, Atatürk hayattayken İsmet İnönü’yle birlikte ortadan kaldırıldığını da hatırlatmakta fayda var. PKK örneğine baktığımızda, 1980’den bu yana bütün liderler ve hükûmetler döneminde Meclis’te en az 10 yasa çıkarılmış; ismi ‘pişmanlık’, ‘eve dönüş’, ‘topluma kazandırma’ olmuş. Görüşmeler yoluyla yani askerî mücadele, zafer ve yenilgi ikilemi dışında bir kapı açılmaya çalışılmış ama sonuç alınamamıştır. Bu çabaları gösteren iktidarlara baktığımızda rahmetli Turgut Özal’ı, Süleyman Demirel’i, Necmettin Erbakan’ı görüyoruz. AK Parti döneminde 2004, 2009, 2011, 2013 ve şu an 2024 girişimini görüyoruz. Aynı şekilde, en az 13 sayısı kayıt altına alınmış çabaları, siyasetin dışında ise MİT ve Genelkurmay Başkanının da çabalarını görüyoruz” diye konuştu.
Kamu düzeninden feragat etmeden böyle bir girişim meşrudur
Sürecin hedefinin doğru olduğunu düşündüklerini belirten Ekmen, sözlerini şöyle tamamladı:“Bütün bu deneyimlere bakıldığında kamu düzeninden feragat etmeden, Türkiye’nin demokratikleşme sorunlarını masaya koymadan, Kürt halkı adına temsiliyet makamını kimseye tevdi etmeden ve Türkiye’nin demokratikleşmesini siyasi zeminde konuşmak suretiyle böyle bir girişimin meşru olduğunu düşünüyoruz. Bütün eleştirilerimizle birlikte bu sürecin hedefinin doğru olduğu kanaatindeyiz.”