DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üzerine yaptığı konuşmada, yargı sisteminin içinde bulunduğu tabloyu değerlendirdi. Ekmen, adaletin gecikmesinin ve yargıya duyulan güvenin zayıflamasının toplumsal düzen açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Toplumun adalete güveni ortadan kalkmış durumda
Yargı sistemindeki sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını ifade eden Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Bugün geldiğimiz noktada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını, uluslararası endeksleri bir kenara bırakıyorum. Sadece Anayasa Mahkemesinin 2022 ile 2025 yılları arasında incelemeye değer bulduğu dosyaların %98’inde ihlal kararı vermiş olması bile içinde bulunduğumuz durumu ortaya koymaya yeterlidir. Bugün birçok açıdan yargı sisteminin adeta tel tel döküldüğünü görüyoruz. Ancak sanıyorum ki en önemli sorun, toplumun adalete olan güvenini kaybetmiş olmasıdır. PANORAMATR’nin araştırmasına göre toplumun %75’i, ‘Mahkemelik olursam haksızlığa uğrayacağım.’ korkusuyla yaşıyor” dedi.
Vatandaş hakkına kavuşmak için yedi yıl beklemek zorunda kalıyor
Yargı süreçlerinin makul sürelerin çok üzerine çıktığını belirten Ekmen, “Bugün hem adalet yok hem de adalet çok yavaş işliyor. Ceza mahkemelerinde ortalama yargılama süresi 248 gün, ağır cezada 300 gün, asliye hukuk mahkemelerinde 374 gün. Bölge adliye ceza mahkemelerinde bu süre 245 gün, Yargıtay’da ise 628 güne ulaşıyor. Bir dosya yerel mahkemeden istinafa, oradan da Yargıtay’a geldiğinde karar aşamasına ulaşması için toplam 1.121 gün geçiyor. Eğer Anayasa Mahkemesinin lehinize vereceği %98’lik ihlal kararları kapsamına girseniz bile, bireysel başvurunun sonuçlanması için ortalama 511 gün daha beklemek zorundasınız. Yani vatandaşın hakkına kavuşması yaklaşık yedi yılı buluyor” ifadelerini kullandı.
Adalet gecikince vatandaş mafyanın kapısını çalıyor
Yargıya olan güven kaybının toplumsal güvenlik açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Ekmen, “Yedi yıl bekleyemeyen vatandaş ne yapıyor? Mafya liderlerinin kapısını çalıyor. Şiddete uğrayan bir kadın en yakın karakola gitmek yerine bir video çekerek mafya liderinden yardım istemeyi tercih ediyor. Alacağına kavuşamayan vatandaş icra dairesine ya da hukuk mahkemesine başvurmak yerine yanı başındaki çetelere, mafya gruplarına yöneliyor. Her gün yeni bir çete, yeni bir mafya operasyonu haberiyle karşılaşıyoruz. Oysa her gün operasyon yapmak yerine, toplumun adalete hızlı ve güvenilir şekilde erişimini sağlayacak bir yargı düzeni kurmak çok daha kolay ve kalıcı bir çözümdür. En basit karşılaştırmayla Avrupa’da her 100 bin kişiye 25 hâkim düşerken, Türkiye’de bu sayı 21,45’tir. Bütün hâkimlerin hukuka, adalete, vicdana ve ahlaka uygun karar verdiğini varsaysak bile iş yükleri Avrupalı meslektaşlarına göre yaklaşık %25 daha fazladır. Adaletin gecikmemesi ve toplumun yeniden yargıya güven duyması için yalnızca mevzuatı değil, yargının kurumsal kapasitesini de güçlendirmek zorundayız” şeklinde konuştu.