DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, 2026 yılı hububat alım sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu yıl üreticinin pamuk ve mısır yerine yeniden buğdaya yöneldiğini belirten Karal, “Geçen yıl buğday alım fiyatı açıklandığında mazot 47 liraydı, şimdi 73-74 lira. Mazot, geçen yılki alım dönemine göre yüzde 50’nin üzerinde arttı, gübre fiyatları savaş ve küresel gelişmeler nedeniyle ciddi şekilde yükseldi. Buna rağmen çiftçi üretimden kaçmadı, toprağı boş bırakmadı. Şimdi beklentisi; emeğinin karşılığını alabileceği, üretimi sürdürebileceği bir alım fiyatıdır. Bu nedenle açıklanacak alım fiyatı, üreticiyi koruyan ve üretimin devamını sağlayan bir seviyede olmalıdır” dedi.
DEVA Partili Hasan Karal, yaklaşan buğday hasat sezonu dolayısıyla bir açıklama yaptı. Karal, özellikle pamuk ve mısır ekim bölgelerinde birçok üreticinin bu yıl buğdaya yöneldiğini belirterek, bunda mısır ve pamuk fiyatlarının sezon başında düşük seyretmesi, su kısıtı olan bölgelerde ekimin sınırlandırılması ve desteklerin yetersiz kalmasının etkili olduğunu söyledi. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğdayda alım garantisi vermesinin de üretici açısından önemli bir güvence oluşturduğunu ifade eden Karal, Türkiye genelinde buğday ekim alanlarının yaklaşık 150 bin hektar artarak 7,45 milyon hektara ulaştığını ve bu yıl üretimde yaklaşık yüzde 20’lik artış beklendiğini kaydetti.
“Yüksek rekolte fırsata çevrilip üretici mağdur edilmemeli”
Geçmiş yıllarda yüksek üretim dönemlerinde yaşanan sorunların yeniden gündeme gelmesinden endişe duyduklarını ifade eden Karal, 2023 yılında 22 milyon tonun üzerindeki üretim sürecinde yaşanan randevu, alım ve fiyat sorunlarını hatırlattı.
Karal, “Üretim arttığında çiftçi ödüllendirilmeli, cezalandırılmamalıdır. 2023 yılında ilk açıklanan fiyatlar piyasada karşılık bulmadı, üretici ürününü çok daha düşük rakamlara satmak zorunda kaldı. Aynı sıkıntıların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Rekolte yüksek olabilir ama bu durum fırsat bilinerek üreticinin emeği değersizleştirilmemelidir” ifadelerini kullandı.
“TMO fiyat belirlerken sadece dünya piyasasına bakmamalı”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın üreticiyi koruyacak bir fiyat açıklanacağı yönündeki ifadelerini hatırlatan Karal, önemli olanın bunun üreticiye nasıl yansıyacağı olduğunu belirtti.
Karal, “TMO elbette dünya piyasalarını, ithalat fiyatlarını ve üretim miktarını dikkate alacaktır. Ancak sadece küresel fiyatlara bakılarak açıklanacak bir rakam, Anadolu’daki üreticinin gerçekliğini karşılamaz. Çiftçi bugün mazotu, gübreyi, elektriği, ilacı dünya fiyatlarıyla alıyor. Borcunu kapatacak, yeni sezona hazırlanacak, 2027 üretimini planlayacak. Bu nedenle açıklanacak fiyat mutlaka maliyetleri karşılayan ve üretimi sürdürülebilir kılan bir seviyede olmalıdır” dedi.
“Toprağı boş bırakmayan üreticinin emeği karşılıksız bırakılmamalıdır”
Son dönemde özellikle gübre fiyatlarında yaşanan sert artışlara dikkat çeken Karal, bölgedeki savaş ve jeopolitik gerilimlerin tarımsal üretim maliyetlerini daha da ağırlaştırdığını söyledi. Üreticinin sattığı buğdayın parasıyla hem mevcut borçlarını kapatacağını hem de yeni sezonun mazot, gübre ve diğer tarımsal girdilerini temin etmek zorunda olduğunu vurgulayan Karal, şöyle devam etti:
“Çiftçi aslında bugünden 2027 üretimini planlıyor. Girdi maliyetleri bu kadar yükselmişken üreticiyi düşük fiyatla baş başa bırakmak, üretimden vazgeçmesini istemek anlamına gelir. Bu nedenle geçmiş yıllarda uygulanan fark ödemesi destekleri yeniden güncellenmeli ve etkin şekilde devreye alınmalıdır. Yüksek üretim nedeniyle piyasada oluşabilecek fiyat baskısı ancak güçlü destek mekanizmalarıyla dengelenebilir. Temennimiz, bu yılın üreticimiz açısından bereketli ve verimli geçmesidir. Ancak bereketin gerçek anlam taşıması, çiftçinin emeğinin karşılığını alabildiği bir üretim düzeninin kurulmasına bağlıdır. Rekolteyi gerekçe göstererek üreticiyi ezmek, yarının üretimini ve gıda güvenliğini riske atmaktır. Toprağı boş bırakmayan üreticinin emeği karşılıksız bırakılmamalıdır.”