İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “168 milyar yerine 772 milyarlık yasal destek çiftçiye verilseydi tarım küçülür müydü?”

04-03-2026
İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “168 milyar yerine 772 milyarlık yasal destek çiftçiye verilseydi tarım küçülür müydü?”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, tarım sektörünün 2025 yılında yüzde 8,8 küçüldüğünü hatırlatarak bu daralmanın temel nedeninin yetersiz destek politikaları olduğunu söyledi. Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın en az yüzde 1’inin tarımsal destek olarak ayrılması gerektiğini vurgulayan Karal, 2025 yılında çiftçiye verilmesi gereken yaklaşık 615 milyar liralık desteğin yalnızca 135 milyar lirasının ayrıldığını, aradaki 480 milyar liralık farkın ise çiftçiye verilmediğini belirterek, “Yasal olarak 2026 yılı itibarıyla verilmesi gereken destek yaklaşık 772 milyar lira ancak bütçede tarımsal destek için yalnızca 168 milyar lira ayrıldı. Çiftçiye yasal hakkının neredeyse beşte biri veriliyor. Aradaki yüzlerce milyarlık fark çiftçiye ödenmiş olsaydı tarım küçülür müydü? Üretici borç batağında kıvranır mıydı? Vatandaş gıdaya bu kadar zor erişir miydi?” diye sordu.

“Üreten sektör daralıyor, betona dayalı büyüme sürüyor”

DEVA Partili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı büyüme verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. TÜİK verilerine göre ekonomi yüzde 3,6 büyürken, inşaat sektörünün yüzde 10,8 büyüdüğünü ve sanayinin yüzde 2,9 ile genel büyümenin altında kaldığını belirten Karal, tarım sektörünün ise yüzde 8,8 küçülme ile daralan tek sektör olduğunu vurgulayarak, “Üreten sektör daralıyor, betona dayalı büyüme sürüyor.” dedi.

“Tarım küçülürse bedelini herkes öder”

Karal, tarımdaki daralmanın sadece üreticiyi değil, doğrudan tüketiciyi de etkilediğini vurguladı.  Gıda enflasyonunun Şubat ayında aylık yüzde 6,89, yıllık bazda ise yüzde 36,44 arttığını hatırlatan Karal, “Üretim azalırken fiyatların artması kaçınılmazdır. Tarım küçülüyorsa bunun bedelini hem çiftçi hem vatandaş öder.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de enflasyon sepetinde en yüksek payın gıda kalemlerine ait olduğuna dikkat çeken Karal, tarımdaki zayıflamanın dar ve sabit gelirli kesimlerin hayatını daha da zorlaştıracağının altını çizdi.

“Bu tabloyu sadece iklimle açıklayamazsınız”

Tarımda yaşanan gerilemeyi yalnızca zirai don, kuraklık ya da sel felaketleriyle açıklamanın eksik olacağını belirten Karal, çiftçinin hem doğal afetlerle hem de artan maliyetlerle mücadele ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Mazot 60 lirayı geçmiş, gübre ve elektrik maliyetleri artmış, işçilik giderleri yükselmişken üretici nasıl ayakta kalacak? Tarım gibi stratejik bir sektörün bu denli küçülmesi demek; vatandaşın sofrasındaki yükün daha da ağırlaşması, pazardaki etiketlerin daha da yükselmesi, çiftçinin üretimden kopması, vatandaşın pahalı gıdaya mahkûm olması, ülkenin üretim damarının zayıflatılması demektir. Çiftçinin kaybetmesi, milletin kaybetmesi demektir. Bu yüzden çiftçinin yasal destek hakkının eksiksiz verildiği, girdi maliyetlerinin düşürüldüğü, planlı üretim modelinin hayata geçirildiği bir yapıya ihtiyaç var. Tarım ayağa kalkmadan enflasyon düşmez, refah artmaz. Çözüm; güven veren, üretimi önceleyen ve adil paylaşımı esas alan bir ekonomi yönetimidir.”

SONRAKİ HABER

Ali Babacan: “Asgari ücrete verilen %27'lik zammın neredeyse üçte biri, ilk iki ayda buharlaştı”

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar


                        

BASIN BÜLTENİNİ
İNDİRİN

Haber ekinde bir basın açıklaması mevcut ise aşağıdaki indirme ikonu ile indirebilirsiniz.

04-03-2026