DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, ayrılık ve boşanma süreçlerinde kadına yönelik şiddet risklerine dikkat çekerek, “Müşterek çocuklar nedeniyle kurulması gereken kişisel ilişki, şiddet mağduru kadın ile şiddet uygulayan kişinin yeniden karşı karşıya gelmesine neden olabilmektedir” dedi. Esen, konuyla ilgili Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, kadına yönelik şiddetin yalnızca aynı çatı altında yaşanırken ortaya çıkan bir sorun olmadığını vurgulayarak “Ayrılık, şiddetin sona erdiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, bazı vakalarda şiddetin ağırlaştığı, hatta ölümcül sonuçlara ulaşabildiği bir dönemle karşı karşıyayız. Bu nedenle çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki süreçlerini yalnızca bir velayet meselesi olarak değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak değerlendirmek zorundayız” dedi.
Müşterek çocuklar nedeniyle şiddet mağduru kadın ile şiddet uygulayan kişinin yeniden karşı karşıya gelmesinin önemli bir risk oluşturduğunu belirten Esen, “Bir kadın şiddetten uzaklaşmak için evinden, hayatından, hatta bazen şehrinden ayrılıyor; ancak çocuğuyla ilgili bir işlem için şiddet uygulayan kişiyle yeniden karşılaşmak zorunda kalabiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Çocuğun teslimi, kadının yeniden tehdit, baskı veya şiddet riskiyle karşı karşıya bırakıldığı bir sürece dönüşmemeli” ifadelerini kullandı.
“Ayrılık sürecinde şiddet riski devam ediyor”
Mevcut mevzuattaki çocuk teslimi ve kişisel ilişki düzenlemelerini hatırlatan Esen, “Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının çocuk görüşme merkezlerinde, uzmanlar aracılığıyla uygulanması mümkündür. Ayrıca hâkim tarafından çocukla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde gerçekleştirilmesine, sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Ancak bu mekanizmaların şiddet öyküsü bulunan her vakada kendiliğinden devreye girmemesi, mağdurun ayrıca talepte bulunmasına veya somut olayda ayrıca karar verilmesine bağlı kalması; kadın ve çocukların güvenliği bakımından risk oluşturabilmektedir” şeklinde konuştu.
“Çocuk tesliminde güvenlik mekanizmaları yeterli mi?”
Esen, yazılı soru önergesinde çocuk teslimi ve kişisel ilişki süreçlerinde şiddet riski bulunan vakalara ilişkin olarak, “2022-2026 yılları arasında hakkında tedbir kararı bulunan tarafların müşterek çocuklarına ilişkin kaç çocuk teslimi veya kişisel ilişki işlemi gerçekleştirilmiştir? Bu vakaların kaçında çocukla kişisel ilişkinin uzman veya refakatçi eşliğinde gerçekleştirilmesine, kaçında sınırlandırılmasına ve kaçında tamamen kaldırılmasına karar verilmiştir?” sorularını yöneltti.
“Şiddet riskinde kurumlar arasında koordinasyon var mı?”
Esen, “Şiddet mağduru kadın veya çocuğa ilişkin koruma/tedbir kararı bulunduğunun, çocukla kişisel ilişki kararını veren veya uygulayan birimlere otomatik olarak bildirilmesini sağlayan bir uyarı sistemi bulunmakta mıdır?” diye sordu. Esen ayrıca, çocuk teslimi ve kişisel ilişkinin tarafların doğrudan temasını engelleyecek şekilde yürütülmesi ve bu durumlarda uzman/refakatçi eşliğini zorunlu kılacak bir mevzuat değişikliği planlanıp planlanmadığını da gündeme getirdi.
Esen, çocuk görüşme merkezlerinde yürütülen işlemlere ilişkin ise “Çocuk görüşme merkezlerinde yürütülen işlemlerde şiddet riski tespit edilmesi hâlinde kolluk, aile mahkemesi, ŞÖNİM ve ilgili diğer kurumlar arasında uygulanması zorunlu bir risk bildirim ve koordinasyon protokolü bulunmakta mıdır?” şeklinde konuştu.