“Adalet kapısı mağdura ağır, faile hafif geliyorsa hukuk devleti yara alır”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin TÜİK’in açıkladığı suç mağduriyeti verilerini değerlendirerek Türkiye'deki adalet sistemine ve devlete olan güven sorununa dikkat çekti. Düşük şikâyet oranlarının sistemin ürettiği bir sessizlik olduğunu belirten Şahin, mağdurun devlete gidemediği bir düzende hukuk devletinden söz edilemeyeceğini vurguladı.
"Mağdur susuyorsa orada yalnızca suç yoktur devlete güven sorunu vardır"
TÜİK tarafından açıklanan tablonun sadece suç oranlarını değil devlete güveni de gösterdiğini ifade eden Şahin, "Ortaya çıkan manzara çok ağırdır. 15 yaş ve üzeri nüfusta son bir yılda en yaygın mağduriyetler arasında cinsel olmayan taciz, bilişim suçları ve tüketici dolandırıcılığı yer alırken rüşvette bildirim oranının yüzde 5,1’de, cinsel tacizde yüzde 11’de, cinsel olmayan tacizde ise yüzde 14,7’de kalması adalet sistemi açısından sıradan bir veri değil açık bir güven alarmıdır. Bir hukukçu olarak yıllardır adliye koridorlarında gördüğümüz hakikat bugün rakamlara da yansımıştır. Mağdur susuyorsa orada yalnızca suç yoktur, orada devlete güven sorunu vardır" dedi.
"Mağdur failden sonra bir de süreçten ve sonuçsuzluktan korkmaktadır"
Vatandaşın şikâyet mekanizmalarından çekinmesinin nedenlerini sorgulayarak sözlerine devam eden Şahin, "Vatandaş neden şikâyet etmiyor? Tacize uğrayan insan neden susuyor? Dolandırılan vatandaş neden uğraşsam da sonuç çıkmaz diyor? Rüşvetle karşılaşan yurttaş neden devlete başvurmaktan çekiniyor? Bilişim suçuna maruz kalan kişi neden failin bulunacağına, delilin korunacağına ve hakkının teslim edileceğine inanmıyor? Bu soruların cevabını yalnızca Ceza Kanunu’nda arayamayız. Çünkü mesele kanun maddesinin varlığı değil o kanunun vatandaşın hayatında karşılık bulup bulmadığıdır.
Hukuk devleti mağdura kapı gösteren devlet değildir, o kapıdan sonuç aldıran devlettir. Bugün Türkiye’de mağdur çoğu zaman failden sonra bir de süreçten korkmaktadır. Kollukta tekrar tekrar anlatmaktan, savcılıkta dosyasının beklemesinden, mahkemede yıpranmaktan, sonunda da takipsizlik ya da sonuçsuzluk duvarına çarpmaktan endişe etmektedir. Bu sadece bireysel bir çekingenlik değildir. Bu sistemin ürettiği sessizliktir." değerlendirmesinde bulundu.
"Devlet şikâyetin karşılıksız kalmayacağına dair güveni vermek zorundadır"
Suçla mücadelenin kanunları sertleştirmekle veya büyük cümleler kurmakla yapılamayacağını savunan Şahin açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Mağdurun sustuğu yerde fail cesaret bulur. Cezasızlık algısı büyüdükçe suç sıradanlaşır. Adalet kapısı mağdura ağır, faile hafif geliyorsa hukuk devleti yara alır. Suçla mücadele her olaydan sonra gereği yapılacak demekle olmaz. Kanunları sertleştirmekle, kameralar karşısında büyük cümleler kurmakla, yeni paketler açıklamakla da olmaz. Gerçek suçla mücadele mağdurun ilk başvuru anından itibaren korunmasıdır, delilin hızla toplanmasıdır, dijital suçlarda teknik kapasitenin artırılmasıdır, taciz ve şiddet vakalarında mağdurun ikinci kez örselenmemesidir. Devletin görevi mağdura git şikâyet et demekle bitmez. Devlet o şikâyetin karşılıksız kalmayacağına dair güveni vermek zorundadır. Adalet vatandaşın en zor anında ben yalnız değilim, devlet hakkımı korur diyebilmesidir.
Türkiye’de mağdur susuyor, fail cesaret buluyor, adalete güven kan kaybediyor. Bizim itirazımız tam da bunadır. Bu ülkenin ihtiyacı mağduru yoran değil koruyan, dosyayı bekleten değil sonuçlandıran, faili cesaretlendiren değil hukuku hissettiren bir adalet düzenidir. Unutulmasın ki mağdurun devlete gidemediği yerde hukuk devleti eksiktir."