DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Ramazan Bayramı öncesinde emniyet teşkilatındaki ağır mesai şartlarını ve artan intihar vakalarını gündeme taşıdı. Şahin, polisin dinlenme hakkının sistematik olarak engellendiğini vurgulayarak; liyakatsizlik, mobbing ve ekonomik sıkıntıların emniyet mensupları üzerinde yarattığı ağır tahribata işaret etti.
“Emniyet teşkilatı bir Dijital Anıt’a dönüştü”
Teşkilat içindeki can kayıplarının istatistiksel bir veri olmanın ötesinde birer aile dramı olduğunu belirten Şahin, “2026 yılının henüz başındayız ancak Emniyet İntiharları Dijital Anıtı her geçen gün yeni bir isimle güncelleniyor. Bu yıl şimdiden 18 vatan evladını toprağa verdik. Anıt verilerindeki rakamlar, ülkemizde ortalama her 4 günde bir emniyet mensubunun intihar ettiğini gösteriyor. Aktif görevdeki polislerimizde ise her 4-5 günde bir kayıp yaşıyoruz. Bu tablo sadece bir sayıdan ibaret değildir; sönen birer ocaktır. Milleti koruyanları, hukuk devletinin dışındaki uygulamalarla ezmenize müsaade etmeyeceğiz” dedi.
“Bayramda dinlenemeyen polisin hakkı gasp ediliyor”
Bayram döneminde polisin 12/12 ve 12/24 esasıyla, yasal sınırların çok üzerinde çalıştırıldığını ifade eden Ankara Milletvekili Şahin, “Vatandaşlarımız bayram hazırlığı yaparken polisimiz ağır mesai yükü altında görev yapıyor. Bu fedakârlığın karşılığında ise ne ek mesai ücreti ödeniyor ne de sonrasında telafi edici bir dinlenme hakkı tanınıyor. Polise adeta bayramı zorlaştıran bir sistem yürütülüyor. Emniyet mensupları, ayda 240 saati bulan çalışma temposu, amir baskısı ve mobbing ile birleştiğinde teşkilatın çalışma huzurunun tamamen kalktığını her platformda artık korkusuzca dile getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu bir yapısal sorundur, münferit olarak değerlendirilemez”
Emniyetteki tabloyu bir "yapısal çöküş" olarak niteleyen Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Emekli polislerimizde dahi her 38 günde bir intihar vakası görülmesi, mesleki şartların yarattığı hasarın derinliğini kanıtlamaktadır. Polisimiz sadece asayişten sorumlu değildir; aynı zamanda liyakatsiz atamaların ve ağır sorumlulukların yükü altındadır. Dinlenme hakkı tanınmayan, özlük hakları teslim edilmeyen bir personelden verim beklenemez. Hukuk devletinin görevi, polisin sadece sorumluluklarını hatırlatmak değil, onun onurunu ve yaşam hakkını da güvence altına almaktır. Polis huzur bulmadan toplum huzur bulmaz. Polisimizin de ailesiyle bayram sofrasına huzurla oturabildiği bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız.”