9 Mayıs 2026
8 Mayıs 2026
Çorum Anneler Günü Programı
Değerli misafirlerimiz,
Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kıymetli aileleri,
Çok değerli milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız,
İl ve ilçe başkanlarımız, teşkilatımızın kıymetli mensupları,
Sivil toplum kuruluşlarımızın, meslek örgütlerimizin, odalarımızın değerli başkanları, temsilcileri,
Kıymetli basın mensupları,
Hanımefendiler, beyefendiler,
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Kadın Çalışmaları Başkanlığımızın ve Çorum İl başkanlığımızın düzenlemiş olduğu bu buluşmaya hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sözlerimin hemen başında,
10 Mayıs Anneler Gününüzü en kalbi duygularımla kutlamak istiyorum.
Ebediyete irtihal etmiş tüm annelerimizi, rahmetle yâd ediyorum.
Başta aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kıymetli anneleri olmak üzere;
Yüreğinde evlat acısı taşıyan tüm anneleri saygıyla ve minnetle selamlıyorum.
Sizler; sabrın, fedakârlığın ve karşılıksız sevginin en güçlü temsilcilerisiniz.
Yüreğinizde taşıdığınız o büyük emaneti, bu vatan için, gözünüzü kırpmadan uğurlamanın ne demek olduğunu biliyorsunuz.
Evlatlarınızın hatırası, bu milletin hafızasında daima yaşayacaktır.
Sizlerin vakarı, duruşu ve metaneti; hepimize güç vermeye devam edecektir.
Değerli Misafirlerimiz,
Annelerin duası, bu ülkenin en büyük gücüdür;
Onların sevgisi, bu toprakların en sağlam harcıdır.
Annelerin duasının olduğu yerde umut vardır, bereket vardır.
Annelerin güçlü olduğu yerde, toplum güçlüdür.
Annelerin huzurlu olduğu yerde, memleket huzurludur.
Annelerimizin hayatını kolaylaştıran, emeğini görünür kılan, adaleti güçlendiren bir anlayışı bu ülkeye hâkim kılmak zorundayız.
Hiçbir annenin yalnız hissetmediği, hiçbir evladın geleceğinden endişe duymadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmek zorundayız.
Çünkü; annelerin yüzünün güldüğü bir ülkede, umut büyür, güven artar.
Kıymetli Şehit ve Gazi Ailelerimiz,
Bizler sizlerin yaşadığı sorunların farkındayız.
Annelerimizin içlerinde büyüttüğü o derin sükûtu görüyoruz.
Haklarına ulaşmak için çaba gösteren, bazen de yalnız kalan babaları biliyoruz.
Sadece rakamlardan, dosyalardan değil; bizzat sizlerden dinliyoruz dertlerinizi.
Aynı sofralara oturuyor, aynı duyguları paylaşıyoruz.
Bir evladın yokluğu hiçbir şekilde telafi edilmez.
Ancak şunun da farkındayız:
O büyük acının ardından verilen hayat mücadelesi çok ağırdır.
Bir yandan özlemle yaşamayı öğrenmek; diğer yandan da geçim derdiyle baş etmek çok ağırdır.
Şunu açıkça ifade etmek isterim:
Bu ülkenin size borcu vardır.
Ve bu borç, sadece sözle değil; adaletle, hakkaniyetle ve güçlü bir sahiplenmeyle ancak ödenebilir.
Bizim için esas olan; arada sırada hatırlayan değil, her daim yanınızda olan bir devlet anlayışıdır.
Hiçbir annenin gözünde çaresizliğin kalmadığı, hiçbir gazimizin geleceğe dair endişe taşımadığı bir Türkiye mümkündür.
Biz bu mümkün olanı, gerçeğe dönüştürmek için buradayız.
Yapılacak çok şey var…
En başta, şehit ve gazi ailelerimizin haklarının farklı farklı kurumlarca takip ediliyor olması, ciddi bir dağınıklık oluşturuyor.
Vatandaşlarımızın haklara ulaşması zorlaşıyor, süreçler uzuyor, yük artıyor.
Her defasında söylüyoruz; her kürsüde dile getiriyoruz:
Bizim hedefimiz; bu dağınık yapıyı ortadan kaldırmak, mesele haksa, sosyal haksa tek bir sistemde toplayıp ve hiç kimseyi kapı kapı dolaşmak zorunda bırakmamaktır.
Biliyoruz, hayat pahalılığı karşısında mevcut destekler yetersiz kalmaktadır.
Bir hanenin mutfağına baktığımızda, bir çocuğun eğitim masraflarına baktığımızda, bir ilaca ya da proteze ulaşmanın zorluğuna baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.
Desteklerin miktarı, hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmelidir.
Gazilerimizle ilgili önemli bir konunun da farkındayız:
Hak tanımlarında uygulama farklılıkları var ve ciddi adaletsizlik yaşanıyor.
Nerede ve nasıl gazi olduğuna bağlı olarak halklar bayağı bir ayrıştırılıyor.
Aynı fedakârlığı göstermiş insanlar arasında ayrım oluşması, ayrım yapılması kabul edilemez.
Bu konulara teknik detaylar olarak bakarsak, vicdanları yaralarız.
Bunlar doğrudan insan hayatını, onurunu ve geleceğini ilgilendiren konulardır.
Ve hız…
Şehit yakınlarının, gazilerimizin meseleleri, ertelenebilecek ya da ötelenebilecek meseleler değildir.
Oyalanacak konular hiç değildir.
Devlet hızlı olmalıdır arkadaşlar.
Sorunlar hızla çözülmelidir.
Hak hızla yerine getirilmelidir.
Değerli Misafirlerimiz;
Ülkemiz, ne yazık ki zor bir dönemden geçiyor.
Gençlerimiz işsiz, hayat pahalılığı her hanede derinden hissediliyor.
Her gün sahadayız.
Her gün milletimizin nabzını tutuyor, vatandaşlarımızın derdine kulak veriyoruz.
Ve gittiğimiz her yerde aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Geçim sıkıntısı artıyor, umutlar azalıyor.
Bugünkü, Çorum’da birkaç saat şehir merkezimizde yaptığımız bir tur bile Türkiye’nin fotoğrafını, Türkiye’nin umutsuzluğunu maalesef bize tekrar gözler önüne serdi.
Gençlerimiz “yarın ne olacak” kaygısı taşıyor. Emeklilerimiz ay sonunu getirmekte zorlanıyor. Esnafımız ayakta kalma mücadelesi veriyor.
İşveren de dertli, işçiler de dertli, çiftçimiz de dertli…
Toplumun hangi kesimine kulak versek, aynı sıkıntıyı, aynı çaresizliği duyuyoruz.
Geçenlerde bir sokak röportajı gördüm:
Karabük'te bir vatandaş, bir emeklimiz:
“İki dizim ameliyatlı ama geçinmek için inek bakıyorum” diyor.
“Koronadan ölmedik ama açlıktan öleceğiz galiba” diyor.
“Torunuma bir simit, bir çikolata alamaz hale geldik” diyor.
Bir başkası Artvin’den, Neriman Hanım:
“Durumum iyi değil, kemik erimesi var. Kemiklerim kırıldı, tedavi gördüm ama çalışmak zorundayım” diyor.
Ne yapıyor Neriman Hanım? Pazarda çalışıyor.
Çünkü mecbur, çünkü tüm yaşlılarımız gibi o da geçim derdinde.
Alın teriyle kazanma mücadelesi veren milyonlarca insan ne yazık ki şu anda kaybetti, kaybediyor.
Tablo çok açık:
Şu anda bu ülkede nüfusun en zengin yüzde 1’i, tüm servetin yüzde 40’ına sahip.
Sadece şu geçtiğimi 5 yılda “Ultra zengin” diye tarif edilen 30 milyon dolar ve üzerinde servete sahip olan insanların Türkiye’de %95 artmış durumda.
Bir yandan en yoksul yüzde 50 servetin sadece %4’üne sahip, bir yandan özellikle yüksek faiz geliriyle servetine servet katan insanlar var.
Bu, rakamların söylediği bir gerçek.
Ve bu tablo, yıllardır uygulanan maalesef yanlışların eseri.
Uzun süre devam eden bu yüksek faiz anlayışı; üretene değil, paradan para kazananı mutlu etmiş durumda şu adan.
Bir de üstüne adaletsizlik eklediğinizde:
Haksız kazançlar, şeffaflıktan uzak uygulamalar, liyakatten uzak tercihler, yolsuzluklar… diye listeyi uzattığınızda gerçekten bunlar Türkiye’de gelir dağılımında, servet dağılımında bozmuş durumda, adaletsizliği artırmış durumda.
Ortaya çıkan şu:
Az sayıda insan daha da zenginleşirken, çok geniş kesimler her gün gittikçe fakirleşiyor.
Bu adil bir düzen değildir.
Oysa devlet dediğiniz, önce vatandaşının yanında durur;
Önce emeği korur, önce insan onurunu gözetir.
Bizim anlayışımızda öncelik:
Rant değil, üretimdir;
Faiz değil, istihdamdır;
Ayrıcalık değil, adalettir.
Bu ülkenin kaynakları var.
Mesele, o kaynakların kim için ve nasıl kullanıldığı.
Biz diyoruz ki; bu kaynaklar, sadece belli kesimlerin değil, 85 milyonun refahı için kullanılmalıdır.
Hiç kimsenin kendini dışlanmış hissetmediği, hiç kimsenin emeğinin değersizleşmediği bir düzen mümkündür.
Yeter ki adaletli bir yönetim olsun, yeter ki hakkı yerine getirmenin iradesi açıkça ortaya konsun.
Değerli Misafirlerimiz,
Biz, büyük bir milletin evlatlarıyız.
İşte buradayız! Bir aradayız!
Birlikte yürüdüğümüz bu yolda; omuz omuza vererek ilerleyecek ve hep beraber miller olarak Türkiye’yi hak ettiği günlere er veya geç ulaştıracağız inşallah.
Bu millet, hakka ve adalete olan inancıyla, yeniden ayağa kalkacak.
Bu millet, içinden geçtiğimiz zor günleri aşacak; güçlü, onurlu, müreffeh bir Türkiye’yi yeniden inşallah inşa edecek.
Yeter ki biz; azimle, inançla, cesaretle doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edelim.
Çalışalım ama dosdoğru çalışalım.
Niyetimiz halis, yolumuz tertemiz.
Biz bu ülkenin her karış toprağında bir annenin duasını, bir babanın alın terini görüyoruz.
Sizlerin hayalleri, hepimizin hayali.
Sizlerin umudu, hepimizin umudu.
Sizlerin özlemi, hepimizin özlemi.
Bu ülkeyi, umutsuzluğa teslim etmeyeceğiz.
Başınız yere eğilmesin, boynunuz bükük kalmasın diye gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.
Bu ülkenin annelerine artık acıyı, kaygıyı, yoksulluğu değil;
Adaleti, barışı ve huzuru hediye etmek zorundayız.
Bu ülkenin annelerine; geçim sıkıntılarını, ay sonunu getirememe telaşını değil;
Refahı, bereketi hediye etmek zorundayız.
Bu ülkenin annelerine; evlatları için, torunları için yaşanabilir bir Türkiye hediye etmek zorundayız.
Biz her gün bu inançla yola koyuluyoruz;
Her günü aynı umutla, aynı çalışma hevesiyle karşılıyoruz.
Sözümüz var. Kararlılığımız var.
Ve inanın birlikte başaracağız.
Milletçe başaracağız.
Tüm bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Anneler gününüzü bugünden tebrik ediyorum.
Bugün bizlerle beraber olduğunuz için hepinize tek tek şükranlarımı tekrar sunuyorum.
Ve Çorum İl Başkanımıza yaptığı ev sahipliliği için, Kadın Çalışmaları Başkanlığımıza da bu güzel, sıcak, samimi organizasyonu tertip ettiği için tekrar teşekkürlermiş sunuyorum.
Sağ olun, var olun,
Allah’a emanet olun diyorum.