Melisa Öztürer Özkan: Olay.com.tr ekranlarından herkese iyi günler değerli izleyenler. Bugün stüdyomuzda çok özel bir konuğumuz var. DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan bizlerle birlikte. Sayın Başkan, hoş geldiniz.
Ali Babacan: Hoş bulduk, teşekkür ediyorum.
Melisa Öztürer Özkan: Nasılsınız?
Ali Babacan: Ben iyiyim, siz nasılsınız?
Melisa Öztürer Özkan: Sağ olun. Bizler de iyiyiz. Sizi burada Olay Medya'da ve Olay.com.tr yayınında ağırlamaktan dolayı son derece memnunuz. Bunu da belirtmek istiyoruz. Teşekkür ederiz. İyi ki katıldınız.
Ali Babacan: Sağ olun. Davetiniz için ben teşekkür ediyorum. Sağ olun.
Melisa Öztürer Özkan: Değerli izleyenler, Sayın Babacan ile birlikte bugün tabii önemli konu başlıklarımız var. Ortadoğu'daki gerilimi konuşacağız. Türkiye ekonomisi, enflasyonu ve yaklaşan seçimler öncesi, seçim hedefleri ve Bursa kitlesini konuşacağız. Ben ilk önce, ABD, İsrail ve İran savaşı ile birlikte Ortadoğu'da iyice tırmanan gerilimden bahsetmek istiyorum. Ama tabii ki de size soracağım soru bunun Türkiye'ye yansıması. Bu durum nereye kadar gidebilir? Türkiye bu noktada nasıl bir dış politika izlemeli?
Ali Babacan: aslında Amerika ile İran arasında uzunca süredir bir müzakere masası vardı, biliyorsunuz. Türkiye de dönem dönem özellikle İran'ın nükleer programıyla alakalı yaptığı müzakerelerde hep ara buluculuk yapmıştır. Tarafsız ve her kesimin, bütün tarafların güvendiği bir aktör olarak da masada hep olmuştur. Ben 2007'de Dışişleri Bakanı iken bir süreç başlatmıştık biliyorsunuz İran'la alakalı ve o anlaşmayla bitmişti. Yani düşünün ki aradan on dokuz yıl geçmiş. On dokuz sene bu savaşı ötelemişiz zamanında yapılan anlaşmayla. Fakat daha sonra Trump'ın ilk döneminde o İran nükleer anlaşması iptal edildi ve yeniden gergin bir ortam başladı. Ta ki bugüne kadar maalesef geldik. Yine Oman'ın ara buluculuğuyla ilgili bir müzakere devam ederken, henüz müzakere masası bozulmamışken İsrail, yanında Amerika Birleşik Devletleri, İran'a saldırmaya başladı. Bu saldırılar tamamen hukuksuzdur. Yani hiçbir ülkenin sağlam gerekçeleri olmadan bir başka ülkeye askeri operasyon yapma hakkı yoktur. Söyledikleri gerekçe, önleyici savaş dedikleri, yani "Ben İran'a saldırmasam İran bana saldıracaktı" gerekçesi uydurma bir gerekçedir. Eğer bu bir gerekçe olsa dünyanın yarısının diğer yarısına savaş açması lazım bugün. Yani her ülke diyebilir ki yani "O bana belki saldırır. Bari o saldırmadan ben ona saldırayım." E bakarsınız bütün dünya yangın yerine dönmüş. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Birleşmiş Milletler Şartı'na da aykırı, uluslararası hukuka da aykırı. Önce onu bir kayda geçirmemiz lazım. Hedef gözetmeksizin yapılan saldırılar kadınların, sivillerin de kaybına sebep oldu. İlk gün biliyorsunuz bir kız çocuklarının okuduğu bir okula yapılan saldırıda yüzün üzerinde sadece öğrenci hayatını kaybetti. Onlar için toplu mezarlar yaptı. Hepimizin içini yaktı o görüntüler gerçekten.
Öte yandan şunu da tabii kayda geçirmemiz lazım ki; bu saldırıya karşı olarak İran'ın Körfez bölgesindeki hemen hemen bütün ülkelere bir karşı saldırı başlatması da o da bir başka yanlış. Yani bu yangını bu kadar geniş bir coğrafyaya yaymak, o da bir başka yanlış, onu da kayda geçirmemiz lazım. Türkiye ne yapmalı?
Melisa Öztürer Özkan: Vatandaşlarda da bir tedirginlik var
Ali Babacan: Türkiye ile alakalı birkaç, birkaç risk var. Yani bunlardan bir tanesi Türkiye'nin doğrudan hedef alınması, ki bu çok zayıf bir ihtimal olarak ben bunu görüyorum. Yani aklı başında hiçbir ülke bizim coğrafyada, Türkiye'yle aşık katmaya kalkmaz. Böyle bir şey yapmaz. Aklı başında olan hiçbir ülke yapmaz. Kaldı ki evet, bir balistik füze Türkiye'ye doğru yönlendirdiği düşünülen bir füze havada imha edildi. Ama daha sonra İran çıktı "Bizim hedefimiz Türkiye değildi. Daha sonra kontrolden çıktı, daha sonra yörüngeden saptı" diye bir açıklama da getirdi arkasından. Umarız ki öyledir. Yani Türkiye'nin doğrudan hedef alınması, Türkiye'nin bu ateşin içine girme ihtimalini ben zayıf görüyorum. Şöyle ya da böyle taraflardan birisi büyük bir hata yapmadıkça. Ancak bizim dolaylı olarak etkilendiğimiz alanlar olabilir. Bu risklerden bir tanesi mesela İran'dan Türkiye'ye gelebilecek bir göç dalgasıdır. Eğer işler gerçekten karışırsa İran'da eğer gerçekten zorluklar çok büyürse, İran halkının biliyorsunuz çoğu Türkçe bilir. Yani birbirimizi anlarız. Bütün bu coğrafyada başı derde giren, kendi ülkesinde zulme uğrayan kim var kim yoksa zaten Türkiye'ye gelir. Yani Bursa da herhalde bu konuda gönlü en geniş, en misafirperver illerimizden birisi.
Melisa Öztürer Özkan: Evet.
Ali Babacan: Yani şöyle bir bakın, Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakın, öncesine bakın. Bizim geniş coğrafyada Balkanlar'a bakın veya işte son dönemde Suriye'ye bakın. Kendi evinde, kendi ülkesinde zulme uğrayanlar, bir güvenli alan olarak hep Türkiye'yi görür. Dolayısıyla İran'dan da o şekilde bir göç dalgası olabilir. Onunla ilgili gerekli hazırlıkları yapmak lazım. Gerekirse sınır ötesinde tedbirler alıp, sınır ötesinde o göç dalgasının yönetilmesi gerekir. Türkiye'yi dolaylı etkileyebilecek bir üçüncü konu da petrol fiyatları. Biliyorsunuz İran savaşıyla beraber Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatında önemli kısıtlamalar meydana geldi ve bu da petrol fiyatlarında yaklaşık %20-25'lik artış oluşturdu ilk etapta. Türkiye petrol fiyatlarından özellikle enflasyon yoluyla etkilenebilecek bir ülke. Türkiye'nin bir de buna dikkat etmesi lazım. Ama doğru yönetilirse yine enflasyona zararı olmayabilir. Burada ekonomi yönetiminin dikkat etmesi lazım. Bunu doğru yönetmesi lazım. Kaldı ki biz mesela en zamanında petrol fiyatları 20 dolardan 150 dolara çıktığı dönemde enflasyonu tek hanede tutabilmiştik Türkiye'de. Bunu başardık. Petrol fiyatları 7,5 katına çıktı. 20 dolardan 150 dolara çıktı ve biz enflasyonu tek hanede tuttuk. Dolayısıyla dışarıdan gelen bu tür petrol fiyatı kaynaklı şoklarda ekonomi yönetiminin çok dikkat etmesi lazım. Sektör sektör çalışması lazım. Biraz ter dökmeleri lazım yani ki bu etki gelmesin. Evet.
Melisa Öztürer Özkan: Zam geliyor biliyorsunuz akaryakıta. Ve eşel adıyla dediğimiz, Eşel mobil sistemi üzerinden…
Ali Babacan: Eşel mobil diye bir düzenleme yaptılar. Zammı otomatiğe bağladılar yani. Evet.
Melisa Öztürer Özkan: Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Ali Babacan: Yani, işte bu iyi yönetilmesi gereken bir konu, iyi yönetilmesi gereken bir konu. Ya otomatik zamlardan yana değilim ben. Özellikle enflasyonu etkileyecek konularda dışarıdan gelecek şoklara karşı gerekirse vergi oranlarını kullanıp bu şokların absorbe edilmesi ekonomi açısından daha, hayırlı olacaktır. Çünkü, enflasyonda bir yapışkanlık kavramı vardır. Yapışkanlık. Bu şu demek: Yani dış şoklarda hemen fiyatları artırır insanlar ama petrol fiyatları düştüğünde aynı hızda düşürmezler yani. Çünkü sanayi maliyetine gider bir vurur. Şimdi petrol sadece benzin motoru değil ki. Yani sanayideki petrol bazlı bütün hammaddenin fiyatı artıyor. Ama fiyat arttığında artırılır ama düştüğünde aynı hızda düşürülmez. Dolayısıyla o yapışkanlık meydana gelir. Bütün bunların çok dikkatli yönetilmesi lazım. Yani biz işin başında olsak bunlar bizim için çocuk oyuncağı Aynen yani çok kolay yönetiriz. Türkiye'yi de kazasız belasız bu süreçten çıkarız. Ama mevcut iktidarın bu işi bir hassasiyet içinde yönetebileceğine ben inanmıyorum. O kadar büyük hatalar yaptılar ki yani düz yolda otobüsü deviren bir iktidar, böylesine virajlı ve karmaşık bir yolda kaza yapması mukadder yani.
Melisa Öztürer Özkan: Sayın Başkanım, siz çok uzun yıllar Türkiye ekonomisini yöneten isimlerden biri oldunuz ve şu anda vatandaşın ana gündem maddesi, enflasyon ve ekonomik durum. Özellikle gıda enflasyonu biliyorsunuz çok ciddi bir artış var ve bugün bu hayat pahalılığında insanlar şunu merak ediyor: Bu düzen, yani bu durum ne olacak? İlerleyen zamanlarda daha düzelecek mi yoksa daha da mı kötüye gidecek? Vatandaş bu açıdan çok tedirgin ve mutsuz da aynı zamanda. Eski bir ekonomi bakanı olarak siz bunu, yani neden bu duruma geldik ve bu durumu nasıl çözebileceğiz? Bununla ilgili yorumlarınız çok önemli şu an.
Ali Babacan: Türkiye'de ekonomik sorunların kaynağı sadece kötü ekonomi politikaları değil. Ekonomik sorunların kaynağında aslında güvensizlik var. Hukuki güvenin olmaması var. Hukuk ve adaletle ilgili yaşanan sorunlar var. Yani insanların kendilerini emniyette hissetmemesi var. Ekonomide eğer gerçekten toparlama istiyorsanız, gerçekten ekonomide insanların yüzünü güldürmek istiyorsanız, enflasyonu düşürmek istiyorsanız önce hukuk ve adalet zeminine tekrar Türkiye'yi döndürmek lazım. Fırsat eşitliğinin olduğu, şeffaflığın olduğu, yolsuzlukla mücadelenin olduğu ve yargının bağımsız çalıştığı bir zeminde ancak ekonomiyi yükseltebilirsiniz. Yoksa her gün hukuk çiğneyerek, her gün adaleti çiğneyerek, her gün kayırmacılık yaparak bu ülkede ekonominin düzelmesi mümkün olmaz. Enflasyon da düşmez. Kaldı ki şu andaki ekonomi yönetimi işe başlayalı üç yıl oldu. Faizi yükselttiler, vergileri yükselttiler, maaşları aşağıya doğru bastırıyorlar. Ama enflasyon hala %30’un üzerinde. İlk iki ayda %8 enflasyon gerçekleşti memlekette? Sadece Ocak ve Şubat'ta. Biz on yıl boyunca enflasyonu %6’larda-7’lerde tuttuk. Yıllık enflasyon %6, %7’ydi. Şimdi ilk iki ayda %8 çıktı tekrar. Yıllık %20’nin altına düşmesi çok zor görünüyor bu yıl. Gene 30’lar bile olabilir. Onun için sadece ekonomi politikalarında rasyonalite değil, aynı zamanda hukuk, adalet, eğitime ağırlık vermek, tek tek sektör sektör iyi çalışmak, sektörler için gerekli destek ve teşvik modellerini kurgulamak son derece önemli olacak önümüzdeki dönemde.
Melisa Öztürer Özkan: Seçimlerden bahsedelim biraz. Yaklaşan seçimlerde DEVA Partisi'nin hedefi ne olacak? Ve Bursa kitlesini de tabii konuşacağız buradan. Ve sizin “Yeni Bir Yol” dediğiniz, yeni bir yapı dediğiniz bir oluşum da var. Bununla ilgili de bilgiler almak isteriz.
Ali Babacan: Biliyorsunuz, Türkiye'de 2018 ve 2023 genel seçimlerinde iki blok oluştu. Bir iktidarın etrafında Cumhur İttifakı. Ana muhalefetin etrafında da Millet İttifakı oluştu. Ve biz bu iki kutuplu siyasete karşıyız artık. Yani Türkiye'yi “bu ikisinden birisini seçmek zorundasın” diye dar bir, alana sıkıştırmak istemiyoruz. Bu iki kutuplu siyasetin siyaset sahasını çoraklaştıracağını düşünüyoruz. Siyah ve beyaz gibi iki renge mahkûm edeceğini düşünüyoruz. Siyasetin daha renkli olması gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu sebeple ne iktidara yakın olan ne de ana muhalefetle iş tutan, ama güçlü bir birliktelikle vatandaşımızın karşısına çıkan, net ve iddialı bir yapıyla bu önümüzdeki seçimlere gitmek istiyoruz. Ve bizimle aynı iradeyi ortaya koyan, çok sayıda da siyasi parti olduğunu da memnuniyetle görüyoruz. O partilerle de görüşmelerimiz devam ediyor. Ama bizim DEVA Partisi olarak yolumuz belli, yönümüz belli. Türkiye'nin iktidara en hazır siyasi partisiyiz. Bakın burada her alanda yapacaklarımızı yazmışız, detaylı programlandırmışız. Açın eğitime beş yüz sayfalık burada eğitim programı var. Açın, yargı reformu var. 198 maddelik bir yargı reformu var. Açın sağlık sistemini nasıl düzelteceğimiz var. Tek tek madde madde. Biz şu anda iktidardan da ana muhalefetten de daha hazırlıklıyız Türkiye'yi yönetme konusunda. E madem daha hazırlıklıyız, bu işi biz iyi yaparız diyoruz. Vatandaşlarımızın desteğini istiyoruz. “Siz bize destek verin, biz Türkiye'nin sorunlarını çözeriz ve Türkiye'yi hak ettiği bir noktaya güçlü bir kargoyla taşırız” diyoruz. Bizim iddiamız ve seçimlere doğru giderken ki vatandaşlarımızdan, talebimiz bu. “Bizi destekleyin, biz çözeriz” diyoruz.
Melisa Öztürer Özkan: Peki Bursa'yı nasıl görüyorsunuz bu konuda? Bursa'nın ilgisi nasıl? Bugün de sanıyorum bir, çarşı esnafıyla da bir görüşmeniz oldu.
Ali Babacan: Doğru, doğru. Ben çok küçük yaşlardan beri Bursa'ya hep alışverişe gelirdim. Bizim, asıl aile işimiz ticaret. Siyasete ben sonradan başladım 2001'de. O vesileyle çok sık gelirdim ve çarşıda çok eski dostlarımızla tabii karşılaştık. Tabii rahmetli babam döneminden ticaret yaptığımız insanlarla karşılaştık, güzel sohbetler yaptık. Yani kısa bir çarşı turumuz oldu ama tabii tüm Türkiye'nin renkleri Bursa'da. Yani Ağrı'dan, Van'dan geldim diyenler de bugün Bursa'daydı. Çarşıda onlarla da görüştük. Çorlu'dan, Tekirdağ'dan geldik diyenleri de görüştük, hemen yanı başımızdaki Yalova'dan gelen insanlarla da konuştuk, görüştük. Çok şükür vatandaşlarımızın, bizlerle ilgili görüşleri çok olumlu. Yani güzel bir teveccüh var. Tanıyanlar, bilenler iyi biliyor çok şükür. Yani siyasi görüşünden bağımsız olarak iyi biliyorlar ve arzu ediyorlar ki bir şekilde biz, bu ülkenin sorunlarını çözmede rol oynayalım. Yani insanlar bizden çözüm bekliyor. Bu kötü durumdan çıkışta katkımızı bekliyor. Bu talep çok yoğundu Bursa'da. Biz de vatandaşlarımızın o yoğun beklentisini, talebini karşılamak için bu sorumluluğumuzun, gereğini inşallah yerine getireceğiz. Çalışacağız, çok çalışacağız, dost doğru çalışacağız.
Melisa Öztürer Özkan: Peki Sayın Başkan, çok teşekkür ediyoruz. Biz, kıymetli vaktinizi daha fazla almayalım.
Ali Babacan: Sağ olun. Ben teşekkür ediyorum. Sağ olun.
Melisa Öztürer Özkan: İyi ki katıldınız. Açıklamalarınız çok önemliydi. Size, bundan sonraki süreçte de başarılar diliyoruz. Bursa'ya da tekrardan hoş geldiniz diyelim.
Ali Babacan: Çok teşekkürler. Sağ olun.
Melisa Öztürer Özkan: Değerli izleyenler, bugünkü konuğumuz DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'dı. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bizi izlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki yayında görüşünceye dek hoşça kalın.